Op.Dr. Nazan Pedükcoşkun

Op.Dr. Nazan Pedükcoşkun
1958, İzmir doğumlu olan Nazan Pedükcoşkun 1981 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Aynı üniversitenin Ortopedi Kliniği’nde asistanlık yaptıktan sonra 1984-1985 yılları arasında Indianapolis-ABD, 1985 - 1991 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kliniği’nde asistanlık eğitimi, 1988 yılında İstanbul Pasteur Hastanesi’nde estetik cerrahi ve mikrocerrahi eğitimi, 1991 yılında
Würtzburg-Almanya’da mikrocerrahi eğitimi, 1992-1993 yılları arasında İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi’nde plastik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlık eğitimi aldı.

1993-1997 yılları arasında SSK Tepecik Eğitim Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı, 1995-1997 yılları arasında Uluslararası Susan Noel Bursu ile ABD’de bulunan Charlotte Plastik Cerrahi Merkezi’nde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı olarak çalıştı.

Basında Nazan Pedükcoşkun

İnsan kaportacısı
Yaşı: Hissettiği yaşta.
Mesleği: Plastik cerrahi.

O’nu, Hürriyet Gazetesi’nde çalıştığım yıllardan tanırım.
Güzel ve sürekli gülen yüzü, yardımseverliği, içten davranışlarıyla hep dikkatimi çekti.
O, benim için sanki aileden biri; daha da ilerisi bir kız kardeşti.
Kimin bir sorunu için telefon ettiysem, canla, başla ilgilenir.
Herhangi bir yerde karşılaşsak, koşar gelir, ilk selamı o verir, ilk hatırı o sorar.

DERNEKLERDE VAR…
O, Alsancak Devlet Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı ve Hasta Hakları Birimi Başkanı.
Ulusal ve uluslararası 20′nin üzerinde derneğin aktif üyesi.
O, Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi’ni (Buca SSK Hastanesi) baştan yaratan, çağdaş bir hizmet anlayışına kavuşturan ekibin başı, Başhekimi Ortopedi Uzmanı Serdar Pedükcoşkun’un eşi.
Kısacası O, insanları güzelleştiren güzel bir insan.
O, bir plastik cerrah…
O, İzmir’in “Kaportacı Nazan”ı…
…………….
Nazan Çomul (kızlık soyadı) 1950′li yılların sonunda, orta halli bir ailenin ikinci çocuğu olarak İzmir’de dünyaya geldi.
Annesi Mübeccel Hanım ebe hemşire, babası Sıtkı Bey ecza deposu sahibiydi.
Nazan 8 yaşındayken çift ayrıldı.
İki kızının tüm sorumluluğunu omuzlarında bulan Mübeccel Hanım, mesleğini bırakıp inşaat müteahhitliği yaparak ailenin geçimini sağlamaya başladı.
İlk, orta derken lise yıllarına gelen Nazan, bir kitabını okuduğu Dr.Albert Schweitzer’den çok etkilendi.
Cüzzamlı hastalara yardım için dünyayı defalarca dolaşan Dr.Schweitzer, “tiyatrocu olacağım” diyen Nazan’ın, meslek seçimindeki kararını değiştirmesini sağladı.
Lise son sınıfa gelen Nazan yine fikir değiştirdi: “Yok… Ben siyasal bilgiler okuyacağım.”
Ama annenin itirazı vardı: “Üniversiteler çok karışık. Ben seni Ankara’da okutamam” deyince Nazan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydını yaptırdı.

İLK İKİ SENE
İlk iki sene okula çok adapte olamadı. İkinci sınıftayken yeniden sınavlara girdi. 1977′nin 9 Eylül’ünde kapıyı çalan postacı, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandığının belgesini getirdi. O, postacı gelmeden 3 dakika önce de çok zorlandığı
anatomi dersinden geçtiğini öğrenmişti.
“Hekimlik de güzel” deyip, yoluna devam etti.
Tıp fakültesi son sınıfına gelen “sınavkolik Nazan”, üçüncü kez daha üniversite sınavına girdi ve hukuk fakültesini kazandı.
Nazan Hanım, hayat yolundaki kesin tercihini tıptan yana yaptıktan sonra, el cerrahisi dalında ihtisas yapmak istiyordu. Bu amaçla gittiği İstanbul’da üç yıl kaldı. 1991′de gittiği Almanya’da mikrocerrahi öğrendi.
Türkiye’ye döndükten hemen sonra, Fransa’dan burs kazandı.
Ancak O’nun gönlünde Amerika vardı. Aynı bursu, bu ülkede kullanmak istediğini bildirdi. Hiç umudu olmamasına rağmen isteği kabul edildi ve Amerika yollarına düştü. Üç ay diye gittiği bu ülkede bir yıl kaldı.
Nazan Pedükcoşkun için yeni şeyler öğrenme, mesleğinde ilerleme, seçkin hale gelme karşı konulamaz bir istekti. Aralıklarla gittiği Amerika ve değişik ülkelerde saç dikimi ve benzeri teknikler öğrendi.
Tıp fakültesi mezunu, plastik cerrahinin bir çok dalında, dünyanın en iyilerinden dersler ve kurslar alan “Hiperaktif bir kişilik sahibi Nazan Pedükcoşkun halen Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi son, Açık Öğretim İktisat Fakültesi 2. sınıfında okuyor.
En büyük hayali, eşi ve meslektaşı Serdar Bey’le birlikte bir dağ köyüne okul yaptırmak.

2.600 yıllık meslek
- Tarihte bilinen ilk plastik cerrahi ameliyatları, M.Ö. 600 yılında Hindistan’da yapılmış. Ceza olsun diye burunları kesilen esir ve kölelere yeniden burun yapılarak.
1597′de İtalya bu işlere merak salmış. Eşini aldatan, zina yapan kadınların burnu kesilirmiş. Bir doktor da o kadınlara alından burun yaparmış.
Müftüye danıştı burnunu yaptırdı
- Geçenlerde 50 yaşlarında başı kapalı bir kadın geldi, burnunu ameliyat ettirmek istediğini söyledi. Konuştuk, olabilirliğini öğrendikten sonra dedi ki; “Bana izin verin doktor hanım…” “Neden” dedim. “Ben gidip müftüye danışacağım, acaba estetik yaptırmam caiz midir, değil midir diye” dedi. Sonra konuşmuş, yeniden geldi ve “evet, müftüyle konuştum ve kabul etti. Ben de burnumu yaptırmak istiyorum.” dedi.
“Benden bir şey olmaz” diyebilen gençler var…
- Hukuk Fakültesi’ne derse gittiğim zaman beni veli falan zannediyorlar. Geçenlerde
kantinde otururken bir gence sordum: “Sen ne yapmayı düşünüyorsun?”
Dedi ki “Ya bıktım artık. Şu okul bitsin, yakacağım kitapları.”
“Teyze” mi desin “abla” mı desin bilemiyor tabi. “Bak ben sınıf arkadaşınım” diyorum.
Sonra afallıyorlar. Onlara soruyorum “Kendini geliştirmek için ne yapıyorsun? İngilizce, Fransızca biliyor musun? Bilgisayar kullanabiliyor musun? Hukukun bir sürü dalı var, sen hukuktan para kazanabilecek misin? Bu dalı meslek olarak görebiliyor musun?” Onlar da “Görüyorum ama benden bir şey olmaz” diyorlar. “Olmaz, daha çok gençsin. Bak ben senin annen yaşındayım ve buralardayım” diye yarı şaka yarı ciddi gençleri motive ediyorum.

Dayak yiyenlerle sessiz iletişim
- Kadına yönelik şiddet olaylarını en çok bizler yaşıyor ve görüyoruz. Ve maalesef kadınlar bunları hep gizliyorlar. “Merdivenden düştüm, arabanın kapısı çarptı” diyenler var.
Bunların çoğu dayak yemiş kadınlardır. Aramızda sessiz bir iletişim olur bu kadınlarla. Biz de onu yutmuş görünürüz. Mesela çenesi kırılmıştır, burnu kırılmıştır, biz onu tamir ederiz. Sonradan size güvenir, açılır ve söyler gerçeği. Ama siz de ikilemde kalırsınız, acaba bildireyim mi? Bu da benim mesleğimin kötü olan tarafıdır.
Mutlulukların en büyüğü…
- Ben asistanken bir genç getirmişlerdi. Kolunu zirai makineye kaptırmış 28 yaşlarında. Saatlerce uğraşıp kolunu diktik ve o kolunun aylar sonra sinirleri de çalışmaya başladı. Bana teşekkür kartı attı. Bu beni çok mutlu etmişti. Bunların parayla pulla ölçülür tarafları yok.
Bluzundaki at resmi hayatını değiştirdi
Dr.Nazan Hanım, eşi Serdar Pedükçoşkun’la, evliliğe kadar uzanan tanışmalarını da şöyle anlatıyor.
Dayımın kızı Ayfer’le Ege üniversetise Tıp Fakültesi’ne kaydımızı yaptırmaya gitmiştik. Üzerimde, at resmi olan bir bluz vardı. Şimdiki eşim Serdar da kaydını yaptırıp dönerken bizi görüyor.
Ayfer son derece güzel bir kız. Bebek gibi. Ben yanında kibrit çöpü gibi… Serdar bluzumdaki atlardan esinlenmiş olacak ki, geri dönmüş ve kaydını sildirip benim arkama sırama kayıt yaptırmış. Ben 4210, Serdar 4211. Tanışıktan 6 yıl sonra evlenme teklifi yaptı ama reddettim. Ben de o zamanlar sınıfın ilk ihtisas kazananı olarak Ege Üniversitesi Ortopedi’ye girdim. Serdar kadın doğum istiyordu, benim için vazgeçti ve O da Ankara Ortopedi’ye gitti. Daha sonra Ege’de sınav açıldı, ben de kendisine haber verdim. O bunu bir davet sandı galiba. Geldi, kazandı sınavları. 27 Mayıs günü 1983′te bana yeniden evlenme teklif etti. Ben de kabul ettim.
Mesleğimizde anarşi var…
Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi plastik cerrahi konusunda da anarşiye varan bir karmaşa olduğunu belirten Nazan Pedükcoşkun devm ediyor:
- Amerikalılar, birçok konuda uygulamadıkları teknikleri bizim gibi üçüncü dünya ülkelerine satıyor. Çünkü onlarda bu “mal practice” denilen doktor hatalarına karşı yasalar çok ağır. Mesela bilgisayarda gösterilen bir burun ameliyatı hastayı kandırmaktır. Sen heykeltraş değilsin. içeriden çalışıyorsun, bazen görmüyorsun bile çalıştığın yeri, el yordamıyla yapıyorsun. Amerika terk etti bunları. Bazen üzülüyorum, mesleğimiz kötü ellerde diye.

İletişim
Kurum :  Muayenehane
Adres :  1399 Sk. No:2 D:3 Elmas Apt. Alsancak-İZMİR
Şehir :  Izmir/
Telefon :  0.232.463 00 30